images

Çay Bahane Sohbetleri-49: Rıza Şah’ın İran’ı: Devlet ve Toplum

Çay Bahane Sohbetlerinin 49'uncu bölümünde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ercan Çağlayan, modern İran’ın kurucusu olan, zadegân (aristokrat) sınıfa mensup olmayan ve İran’da Reza Şah-e Bozorg (Büyük Rıza Şah) olarak bilinen Rıza Şah’ın, bir taraftan kolonyal modernleşme öte taraftan Kemalist modernleşme olarak adlandırılabilecek bir otoriter modernleşme sürecinin mimarı olarak tarihteki yerini aldığına dikkat çekerek konuşmasına başladı.

Rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Alican'ın da katıldığı programda Doç. Dr. Çağlayan, yirminci yüzyılın ikinci çeyreğine tekabül eden ve otoriter modernleşme çağı olarak adlandırılan dönemde Rıza Şah önderliğindeki modern İran devletinin ve toplumunun geçirmiş olduğu tarihsel tecrübeyi geniş bir yelpazede masaya yatırdı. Çağlayan, Kaçar imparatorluğunun modernleşme mirası üzerine inşa edilen Pehlevi İran’da, “yeni bir devlet”, “yeni bir ulus” ve “yeni bir toplum” inşa etmek için din-dil politikalarından kültüre, eğitimden hukuka, siyasetten yönetime, sanattan spora, müzikten mimariye, güzel sanatlardan bilime, devlet feminizminden politik ekonomiye, folklordan kılık-kıyafete ve toplumsal ilişkilerden gündelik hayata dek total bir otoriter modernleşme sürecinin yürütüldüğüne dair genişçe bilgiler aktardı. Hiç kuşkusuz, bahsi geçen otoriter modernleşme sürecinde milliyetçi, militarist ve seküler yeni bir İran/lı kimliğinin despotik bir biçimde dayatılması, toplumsal travmaları ve aynı zamanda başta etnik ve dini gruplar olmak üzere, aşiretlerin ve iktisadi çevrelerin kitlesel muhalefetini beraberinde getirdi. “Allah, Şah, Vatan” mottosuyla yeni bir ulus ve devlet inşasına girişen Rıza Şah’ın baskıcı politikalarının kendi döneminin dictatori-yê siah (siyah diktatörlük) şeklinde literatüre girmesine neden olduğuna dikkat çeken Çağlayan, Rıza Şah’ın “yeni bir İran/lı” kimliğinin (Fars, Şii ve seküler) konsolide olmasındaki despotik tavrının ise İran’da karşıt milliyetçiliklere ve toplumsal muhalefete sebebiyet verdiğini ileri sürdü. Devlet-merkezci ve elit-merkezli siyasal tarihyazımına eleştiri getiren Çağlayan, İran’daki etnik, aşiret, ulema ve çarşı (bazarî) muhalefetine de temas ederek “tarihten dışlanmış”, “tarihin kenarına itilmiş” ve türlü travmalara maruz bırakılmış etnik, dini, iktisadi ve toplumsal gruplara; ulus-devletin kurbanları olan madunlara yer vererek periferinin, kırsalın, “sıradan insanların” siyasetinin görünür olmasının önemini vurguladı. Son olarak, Rıza Şah döneminde İran’ın faşist İtalya ve nasyonal Almanya’ya yakınlaşmasına de değinen Çağlayan, bahse konu yakınlaşmanın ülkede Rusya ve İngiltere’nin varlığını tamamen ortadan kaldıramadığını ve bunun da Şah’ın sonunu getirdiğini söyleyerek konuşmasını nihayete erdirdi.

Editör: Öğr. Gör. Kübra Gökdemir

Fotoğraf: Öğr. Gör. Dr. Mehmet Erdoğan



OLUŞTURULMA TARİHİ: 01-11-2024 09:46 |