images

Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması

ÜNİVERSİTELER ARASI HAFIZLIK VE KUR’ÂN-I KERÎM’İ GÜZEL OKUMA YARIŞMALARI ŞARTNAMESİ Diyanet İşleri Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulu tarafından; üniversite öğrencileri arasında Hafızlık ve Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmaları düzenlenecektir. 1. AMAÇ Diyanet İşleri Başkanlığı ile Üniversiteler arasındaki iş birliğini güçlendirmek, Üniversite öğrencilerinin Kur’ân-ı Kerimi güzel okuma becerilerini geliştirmek, hafız olan öğrencilerin hafızlıklarını korumalarına katkı sağlamak ile ülkemizde ve yurtdışında düzenlenen uluslararası Hafızlık ve Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmalarında Türkiye’yi temsil edecek yarışmacıların; ulusal düzeyde yapılan yarışmalarda tecrübe edinerek uluslararası yarışmalarda ülkemizi daha iyi temsil etmeleri hedeflenmektedir. 2. YARIŞMAYA KATEGORİLERİ 2.1. Hafızlık Yarışması (Kadın ve Erkek öğrenciler katılabilir.) 2.2. Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması (Sadece Erkek öğrenciler katılabilir.) 3. YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI a) Üniversite öğrencisi olmak. (Ön Lisans, Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora) b) 30 yaşını doldurmamış olmak. c) Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışmıyor olmak. d) 2024 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yapılan üniversitelerarası yarışmaların Türkiye finallerinde yarışmamış olmak. Bu şartları taşıyan kadın öğrenciler Hafızlık yarışmasına, erkek öğrenciler Hafızlık ile Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmalarına müracaat edebileceklerdir. 4. MÜRACAAT Yarışmaya katılmak isteyen öğrenciler, 21 Şubat 2025 tarihine kadar öğrenim gördükleri üniversitenin İlahiyat/İslami İlimler Fakültesi Dekanlıklarına müracaat edeceklerdir. Bünyesinde İlahiyat/İslami İlimler Fakültesi bulunmayan üniversitelerde okuyan öğrenciler ise kendi üniversitelerine müracaat edeceklerdir. 5. UYGULAMA a) Hafızlık yarışmasında değerlendirme; ilgili kurullarca hıfzı kontrol, eda-seda, tecvid ve EK-2’ deki anlam bilgisi (kelime/terkip) üzerinden yapılacaktır. b) Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmasında değerlendirme; ilgili kurullarca güzel okuma Ek-12 (eda seda), tecvid, terennüm (makam), meal ve kelime anlamı üzerinden yapılacaktır. Seçici kurul; yarışmacının okuyacağı aşırları EK-1’ deki tabloda yer alan aşırlar arasından kura ile belirleyecek ve yarışmacıya okuduğu aşırdan bir ayet meali ile aynı ekte bulunan listeden 5 kelime veya terkibin anlamını soracaktır. Bu beş kelimenin bir tanesi Türkçe den Arapçaya çeviri şeklinde olacaktır. c) Hafızlık ve Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmalarına; üniversiteler bazında başlanacak ve yarışmaya katılım şartlarına sahip istekli bütün öğrencilerin katılımı sağlanacaktır. Üniversite birincilerinin katılacağı ve yedi bölgede yapılacak bölge yarışmaları sonucunda bölgesini temsil edecek olan bölge birincisi tespit edilecektir. Daha sonra bölge birincileri Türkiye finalinde yarışacaklardır. d) Yarışma yeri, tarihi ve saati makul bir süre önce duyurularak halkımız ile Kur’ân Kursu, İmam-Hatip Ortaokulu/Lisesi ve Üniversite öğrencilerinin imkân dâhilinde katılımları sağlanacaktır. 6. SEÇİCİ KURULLAR 6.1. Üniversite Seçici Kurulları: Komisyon; üniversitelerin İlahiyat/İslami İlimler Fakülteleri Dekanlıkları tarafından belirlenir ve en az beş kişiden oluşur. Komisyon İlahiyat/İslami İlimler Fakültesi Kur’ân-ı Kerim ve Kıraat Anabilim/Bilim Dalları öğretim elemanları arasından oluşturulur. Dekanlık İhtiyaç halinde, il müftüsü veya onun uygun göreceği alan uzmanı kişilere komisyonda görev verebilir. Bünyesinde İlahiyat/İslami İlimler Fakültesi bulunmayan üniversiteler ise yakın bir üniversitenin İlahiyat/İslami İlimler Fakültesinden veya il müftülüklerinden jüri desteği alarak komisyon oluşturur. 6.2. Bölge Seçici Kurulları: Bölge seçici kurulları bölge merkezi olan üniversite tarafından belirlenir. Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu’nun belirleyeceği bir kişi de jüri heyetinde yer alır. 6.3. Yüksek Seçici Kurul: Diyanet İşleri Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından belirlenir. Her yarışma için ayrı bir seçici kurul oluşturulacaktır. Seçici kurulda görev alacak yeterli sayıda görevli bulunmaması halinde, bir görevliye birden fazla seçici kurulda görev verilebilecektir. Zaruret halinde Hafızlık ve Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmasını aynı seçici kurul da yapabilecektir. 7. DEĞERLENDİRME ESASLARI 7.1. Hafızlık Yarışmasında Seçici Kurullar Şu Hususlara Dikkat Eder: a) GENEL İLKELER 1) Yarışma soruları komisyon tarafından önceden hazırlanarak zarflara konur. 2) Yarışma sırası ve hazırlanan soru zarfları kura ile belirlenecektir. Ek-12 3) Her adaya hafızlıktan üç, anlam bilgisinden (kelime/terkip) beş soru sorulacaktır. 4) Yarışmacıya her soru için beşer dakikalık süre tanınacaktır. b) SORULAR 1) Birinci soru sayfa başından olacaktır. (1-30. cüzlerden) 2) 2. ve 3. sorular sayfa geçişli olacaktır. (1-30. cüzlerden) 3) Anlam bilgisi (kelime/terkip) EK-2’ verilen Hucurât Sûresi’nden sorulacaktır. c) OKUYUŞ TARZI Yarışmacı okuyuşlarda hadr veya tedvir usullerinden birini seçebilecektir. d) NOT BAREMİ 1) Hıfzda her soru 20 puan, (3 x 20 puan= 60 puan) 2) Tecvid ve Mehâric-i Hurûf 30 puan, 3) Edâ-Sedâ 5 puan, 4) Kelime veya terkip meali her bir soru 1(bir) puan olmak üzere 5 (beş) puandır. e) DEĞERLENDİRME 1) Yarışmacı takılırsa geriden almasına iki defa imkân verilecektir. Birinci uyarıda okuyabilirse bir (1) puan, ikinci uyarıda okuyabilirse bir (1) puan daha düşülecektir. Yarışmacı takılır ve kurul tarafından hatırlatma (fetih) yapılınca devam edebilirse üç (3) puan daha düşülecektir. 2) Yarışmacıya bir soruda 3 hatırlatma (fetih) yapılırsa soru iptal edilir ve o sorudan puan verilmez. 3) Yarışmacı hezreme şeklinde (aşırı süratli) veya her bir soru için tanınan beşer dakikalık süreyi aşarak çok ağır okursa toplamda 5 puan düşülecektir. 4) Yarışmacı yanlış okuduğunu fark edip (uyarı yapılmadan) kendisi hemen düzeltme yaparsa çeyrek (0,25) puan düşülecektir. 5) Her tecvit ve meharic-i hurûf, sıfatı hurûf, vakıf ve ibtida hatasından yarım (0,5) puan düşülecektir. 6) Anlam bilgisi (kelime/terkip) sorularında her kelime/terkip bir puandır. 7) Puanlamada eda-seda yönünden değerlendirme, Seçici Kurul Üyelerinin takdirine bırakılmıştır. 7.2. Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmasında Seçici Kurullar Şu Hususlara Dikkat Eder: a) GENEL İLKELER 1) Yarışmacılara EK-1’ deki aşr-ı şeriflerden biri sorulacaktır. 2) Yarışma sırası ve hazırlanan soru zarfları kura ile belirlenecektir. 3) Yarışmacıların yarışma okuyuşu 10 dakikayı geçmeyecektir. Ek-12 4) Ayet tekrarı yapılmayacaktır. 5) Yarışmacının hatalarından dolayı okuma esnasında müdahale edilmeyecektir. 6) Yarışmacılara okudukları aşr-ı şeriflerden bir ayetin meali sorulacaktır. 7) Yarışmacılara okudukları aşr-ı şeriflerden beş kelime/terkip meali sorulacaktır. b) OKUYUŞ TARZI 1) Aşr-ı şerifler Tahkik usulünde okunacaktır. c) NOT BAREMİ 1) Tecvit, meharic-i hurûf ve sıfat-ı hurûf 60 puandır. 2) Eda-seda, makam ve terennüm 30 puandır. 3) Meal sorusu 5 puandır. 4) Anlam bilgisi (kelime/terkip) her bir soru 1(bir) puan olmak üzere 5 (beş) puandır. d) DEĞERLENDİRME 1) Her tecvit kuralı ihlalinde bir (1) puan düşülecektir. 2) Her meharic-i hurûf ve sıfatı hurûf ihlalinde bir (1) puan düşülecektir. 3) Her vakıf, vasıl ve ibtida hatasında bir (1) puan düşülecektir. 4) Manayı bozacak şekilde kelimeyi veya harekeyi yanlış okuma ile oluşan galattan iki (2) puan düşülecektir. 5) Her eksik/zayıf tecvit, mahreç ve sıfat uygulamasından dolayı yarım (0,5) puan düşülecektir. 6) Aday hadr veya tedvir usulünde okursa veya kendisine tanınan 10 dakikalık süreyi aşarsa beş (5) puan düşülecektir. Ayet tekrarı durumunda ise bir (1) puan düşülecektir. 7) Anlam bilgisi (kelime/terkip) sorularında her kelime/terkip bir (1) puandır. 8) Eda-seda-makam ve terennüm yönünden değerlendirme Seçici Kurul üyelerinin takdirine bırakılmıştır. 7.3- Değerlendirme İle ilgili Diğer Hususlar Yarışmacıların puanı, yarışma Seçici Kurul Üyeleri tarafından verilen puanların aritmetik ortalamasıdır. Eşitlik olması halinde sırasıyla not baremindeki değerlendirmeye esas olan hususlardaki puanlara bakılarak komisyonca takdir kullanılır. Ek-12 8. ÖDÜLLER 8.1. Üniversite düzeyinde ve bölge yarışmalarına katılan yarışmacılara ve dereceye girenlere ilgili üniversitelerin takdir edeceği hediyeler verilir. 8.2. Türkiye Finalleri Ödülleri Hafızlık Yarışması Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Bu ödüller Diyanet İşleri Başkanlığı’nca verilir. Birinciye 4 (dört) tam altın 3 tam altın İkinciye 3 (üç) tam altın 2 tam altın Üçüncüye 2 (İki) tam altın 1 tam altın Diğer Yarışmacılara 1 çeyrek altın 1 çeyrek altın 9. DİĞER ŞARTLAR 9.1. İlgili kurullarca yapılan değerlendirme sonuçları ve kararları bir tutanakla tespit edilerek özel dosyasında saklanır. 9.2. Her üniversite komisyonunu kendi belirler. 9.3. Bölge finallerinde yarışacak yarışmacıların ve jüri heyetinin konaklama masrafları bölge finalinin yapıldığı üniversite tarafından, yol ve harcırah masrafları temsil ettikleri üniversite tarafından karşılanacaktır. 9.4. Türkiye finallerinde yarışacak yarışmacıların ve komisyon üyelerinin masrafları Diyanet İşleri Başkanlığınca karşılanacaktır. 9.5. Üniversite yarışmalarının sonuçları bölge finalinin yapılacağı üniversitelere, bölge yarışmalarının sonuçları ise yarışmaları takip eden hafta içinde Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığına bildirilecektir. 9.6. Yarışma sonuçları, tutanakların Seçici Kurulda görevli bütün üyelerce imzalanmasından sonra ilan edilecektir. Dereceye giren yarışmacılara mahallince hazırlanan ödüller protokol sırasına göre yetkililerce verilecektir. 9.7. Yarışmalara katılan yarışmacılar, bu şartname hükümlerini ve seçici kurul kararlarını kabul etmiş sayılacaktır. Şartnamede belirtilmeyen hususlarda veya tereddüt halinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kararları geçerlidir. Ek-12 9.8. Hafızlık ve Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmaları Türkiye Finallerinde Diyanet İşleri Başkanlığınca verilecek olan ödüller, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezince karşılanacak olup yarışmacıların hesaplarına gönderilecektir. 9.9. Bölge finallerinde yarışacak üniversitelerin sayısı dört ve dördün altına düştüğü durumlarda, o bölgede yarışacak üniversiteler Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca belirlenecek olan diğer bölgelerde yarışmaya katılacaktır. 9.10. Tüm kategorilerde puanı 70’in altında olan yarışmacılar dereceye giremez. 10. BÖLGE YARIŞMA YERLERİ: a) Kadınlar Hafızlık Bölge Yarışma Yerleri: DOĞU ANADOLU BÖLGESİ BİNGÖL / BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ KARADENİZ BÖLGESİ ORDU / ORDU ÜNİVERSİTESİ MARMARA BÖLGESİ KOCAELİ / KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ İÇ ANADOLU BÖLGESİ ANKARA / YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ EGE BÖLGESİ UŞAK / UŞAK ÜNİVERSİTESİ AKDENİZ BÖLGESİ MERSİN / MERSİN ÜNİVERSİTESİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ ŞANLIURFA / HARRAN ÜNİVERSİTESİ b) Erkekler Hafızlık Bölge Yarışma Yerleri: DOĞU ANADOLU BÖLGESİ VAN / YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ KARADENİZ BÖLGESİ SAMSUN / ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ MARMARA BÖLGESİ İSTANBUL / İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İÇ ANADOLU BÖLGESİ ANKARA / SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ EGE BÖLGESİ İZMİR / EGE ÜNİVERSİTESİ AKDENİZ BÖLGESİ ADANA / ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ DİYARBAKIR / DİCLE ÜNİVERSİTESİ c) Erkekler Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Bölge Yarışma Yerleri: DOĞU ANADOLU BÖLGESİ ERZURUM / ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ KARADENİZ BÖLGESİ TRABZON / TRABZON ÜNİVERSİTESİ MARMARA BÖLGESİ İSTANBUL / MARMARA ÜNİVERSİTESİ İÇ ANADOLU BÖLGESİ KONYA / NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ EGE BÖLGESİ İZMİR / KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ AKDENİZ BÖLGESİ ANTALYA / AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ GAZİANTEP / İSLAM BİLİM VE TEKNLOJİ ÜNİVERSİTESİ Ek-12 10. TÜRKİYE FİNALİ YARIŞMA YERLERİ a) Kadınlar Hafızlık Yarışması Türkiye Finali: Yeri ve zamanı daha sonra belirlenerek duyurulacaktır. b) Erkekler Hafızlık Yarışması Türkiye Finali: Yeri ve zamanı daha sonra belirlenerek duyurulacaktır. c) Erkekler Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Türkiye Finali: Yeri ve zamanı daha sonra belirlenerek duyurulacaktır. 11. YARIŞMA TAKVİMİ Yarışmalara Son Müracaat Tarihi 21 Şubat 2025 Üniversite Yarışma Temsilcilerinin Belirleneceği Son Tarih 18 Nisan 2025 Bölge Yarışmaları 28 Nisan - 4 Mayıs 2025 Türkiye Finali Yarışmaları 12-16 Mayıs 2025 12. YARIŞMA EKLERİ EK-1: Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmalarında Okunacak Aşr-ı Şerifler, Aşr-ı Şeriflerin Mealleri ve Aşr-ı Şeriflerin Kelime/Terkip Mealleri EK-2: Hafızlık Yarışmasında Sorulacak Hucurât Sûresinin Kelime/Terkip mealleri EK-3: Hafızlık Yarışması Jüri Değerlendirme Formu EK-4: Kur’ân-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Jüri Değerlendirme Formu Ek-12 EK-1 KUR’ÂN-I KERİM’İ GÜZEL OKUMA YARIŞMALARINDA OKUNACAK AŞR-I ŞERİFLER, AŞR-I ŞERİFLERİN MEALLERİ VE AŞR-I ŞERİFLERİN KELİME/TERKİB MEALLERİ ÜNİVERSİTE YARIŞMALARINDA SORULACAK AŞR-I ŞERİFLER 1 3/Âl-i İmrân Sûresi 26-30 2 4/Nisâ Sûresi 59-63 3 5/Mâide Sûresi 57-63 4 6/En’âm Sûresi 11-18 BÖLGE YARIŞMALARINDA SORULACAK AŞR-I ŞERİFLER 1 3/Âl-i İmrân Sûresi 26-30 2 4/Nisâ Sûresi 59-63 3 5/Mâide Sûresi 57-63 4 6/En’âm Sûresi 11-18 5 11/Hûd Sûresi 61-68 6 28/Kasas Sûresi 61-70 7 29/Ankebût Sûresi 1-10 TÜRKİYE FİNALİ YARIŞMALARINDA SORULACAK AŞR-I ŞERİFLER 1 3/Âl-i İmrân Sûresi 26-30 2 4/Nisâ Sûresi 59-63 3 5/Mâide Sûresi 57-63 4 6/En’âm Sûresi 11-18 5 11/Hûd Sûresi 61-68 6 28/Kasas Sûresi 61-70 7 29/Ankebût Sûresi 1-10 8 32/Secde Sûresi 1-11 9 40/Mü’min Sûresi 21-27 10 43/Zuhruf Sûresi 26-35 Ek-12 3/Âl-i İmrân Sûresi 26-30 قُلِ اللّٰهُمَّ مٰلكَِ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشََٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشََٓاءُ ؗ وَتُعِزُّ مَنْ تَشََٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشََٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ إِنَّكَ عَلٰى كُ لِ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ٢٦ تُولِجُ الَّ يْلَ فِى النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِؗ وَتُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَي تِ وَتُخْرِجُ الْمَي تَ مِنَ الْحَ ىِؗ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشََٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ٢٧ لََ يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكٰفِرٖينَ أَوْلِيََٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينََۚ و مَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَليَْسَ مِنَ الّٰلِّٰ فٖى شَىْءٍ إِلَََّٓ أَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةُۜ وَيُحَ ذرُكُمُ الّٰلُّٰ نَفْسَهُۜ وَإِلَى الّٰلِّٰ الْمَصٖيرُ ٢٨ قُلْ إِنْ تُخْفُوا مَا فٖى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلمَْهُ الّٰلُّٰۜ وَيَعْلمَُ مَا فِى السَّ مٰوٰتِ وَمَا فِى الْْرَْضِ وَالّٰلُّٰ عَلٰى كُ لِ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ٢٩ يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلتَْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَر اۛ وَمَا عَمِلتَْ مِنْ سَُٓوءٍۛ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهَُٓ أَمَد ا بَعٖيد ا وَيُحَ ذرُكُمُ الّٰلُّٰ نَفْسَهُۜ وَالّٰلُّٰ رَؤُُ۫فٌ بِالْعِبَادِِ۟ ٣٠ 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarır-sın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Gök-lerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir.” Ek-12 3/Âl-i İmrân Sûresi 26-30. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 3/26 قُلِ اللّٰهُمَّ مَالكَِ الْمُلْكِ : De ki: Ey mülkün sa-hibi olan Allah’ım! تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشََٓاء : Sen mülkü dilediğine verirsin. وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشََٓاء : Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. وَتُعِزُّ مَنْ تَشََٓاء : Dilediğini aziz edersin. وَتُذِلُّ مَنْ تَشََٓاءُُۜ : Dilediğini zelil edersin. بِيَدِكَ الْخَيْرُُۜ : Hayır senin elindedir. ا نَّكَ عَلٰى كُ لِ شَيْءٍ قَد۪ير : Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin. 3/27 تُولجُِ الَّيْلَ فِي النَّهَار : Geceyi gündüze sokar-sın. وَتُولجُِ النَّهَارَ فِي الَّيْ لِ : Gündüzü geceye so-karsın. وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَي تِ : Ölüden diriyi çıka-rırsın. وَتُخْرِجُ الْمَي تَ مِنَ الْحَ يِ : Diriden ölüyü çıka-rırsın. وَتَرْزُقُ مَنْ تَشََٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ : Dilediğine de he-sapsız rızık verirsin.” 3/28 لََ يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْليََِٓاء : Mü’minler, kâfirleri dost edinmesin. مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ي ن : Mü’minleri bırakıp da… وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلكَِ : Kim bunu yaparsa. فَليَْسَ مِنَ الّٰلِّٰ ف۪ي شَيْء : Artık onun Allah nez-dinde hiçbir değeri yoktur. اِلَََّٓ اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰية : Ancak kâfirlerden ge-lebilecek bir tehlikeden sakınmanız başka-dır. وَيُحَ ذِرُكُمُ الّٰلُّٰ نفَْسَهُُۜ : Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. وَاِلَى الّٰلِّٰ الْمَص۪ير : Dönüş yalnız Allah’adır. 3/29 قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ : De ki: İçinizde-kini gizleseniz de… اَوْ تُبْدُوه : …Açığa vursanız da… يَعْلمَْهُ الّٰلُُّٰۜ : Allah onu bilir. وَيَعْلمَُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الَْرَْضُِۜ : Gökler-deki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. وَالّٰلُّٰ عَلٰى كُ لِ شَيْءٍ قَد۪ير : Allah her şeye hak-kıyla gücü yetendir.” 3/30 يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نفَْسٍ : Herkesin … bulacağı günde kişi… مَا عَمِلتَْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَرا : Yaptığı iyiliği hazır (bulacağı). وَمَا عَمِلتَْ مِنْ سَُٓوءۛ : Ve yaptığı kötülüğü (ha-zır bulacağı). تَوَدُّ : … İster. لَوْ اَنَّ ب يْنَهَا وَبَيْنَهَٓ : Kötülükleri ile kendi ara-sında. اَمَدا بَع۪يدا : Uzak bir mesafe bulunmasını. وَيُحَ ذِرُكُمُ الّٰلّٰ نفَْسَهُُۜ : Yine Allah sizi kendi-sine karşı dikkatli olmanız hakkında uyar-maktadır. وَالّٰلُّٰ رَؤُُ۫ ف بِالْعِبَاد : Allah kullarını çok esir-geyicidir.” Ek-12 4/Nisâ Sûresi 59-63 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنَُٓوا أَطٖيعُوا الّٰلَّٰ وَأَطٖيعُوا الرَّسُولَ وَأُو۬لِى الْْمَْرِ مِنْكُمَْۚ فَإِنْ تَنٰزعَْتُمْ فٖى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى الّٰلِّٰ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِالّٰلِّٰ وَالْيَوْمِ الْْٰخِرُۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوٖي لًِ۟ ٥٩ أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذٖينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ أٰمَنُوا بِمََٓا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمََٓا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلكَِ يُرٖيدُونَ أَنْ يَتَحَاكَمَُٓوا إِلَى الطّٰغُوتِ وَقَدْ أُمِرَُٓوا أَنْ يَكْفُرُوا بِهٖ وَيُرٖيدُ الشَّيْطٰنُ أَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلٰ لً بَعٖيد ا ٦٠ وَإِذَا قٖيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلٰى مََٓا أَنْزلََ الّٰلُّٰ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنٰفِقٖينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُود اَۚ ٦١ فَكَيْفَ إِذََٓا أَصٰبَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدٖيهِمْ ثُمَّ جََٓاؤُُ۫كَ يَحْلفُِونَ بِالّٰلِّٰ إِنْ أَرَدْنََٓا إِلَََّٓ إِحْسٰن ا وَتَوْفٖيق ا ٦٢ أُو۬لَٰٓئِكَ الَّذٖينَ يَعْلمَُ الّٰلُّٰ مَا فٖى قُلوُبِهِمْ فَأعَْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ فَٖٓى أَنْفُسِهِمْ قَوْ لَ بَلٖيغ ا ٦٣ 59 Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz tak-dirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçek-ten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımın-dan da daha güzeldir. 60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’ân’a ve senden önce indirilene inan-dıklarını iddia edenleri görmüyor mu-sun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muha-keme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. 61 Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’ân’a) ve Peygambere gelin” den-diği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey is-tememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar, Allah’ın kalplerinde- kini bil-diği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hak-kında etkili ve güzel söz söyle. Ek-12 4/Nisâ Sûresi 59-63. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 4/59 يََٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنَُٓوا : Ey iman edenler! اَط۪يعُوا الّٰلّٰ : Allah'a itaat edin. وَاَط۪يعُوا الرَّسُول : Peygamber’e itaat edin. وَاُو۬ليِ الَْمَْرِ مِنْكُ م : Ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. فَانِْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْء : Herhangi bir hususta an-laşmazlığa düştüğünüz takdirde. فَرُدُّوهُ اِلَى الّٰلّٰ وَالرَّسُولِ : Onu Allah ve Resûlüne arz edin. اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِالّٰلّٰ وَالْيَوْمِ الَْٰخِرُِۜ : … Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. ذٰلكَِ خَيْر : Bu, daha iyidir. وَاَحْسَنُ تَأْو۪ي ل : Sonuç bakımından da daha güzeldir. 4/60 اَلَمْ تَر : Görmüyor musun? اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا : İnandıklarını id-dia edenleri. بِمََٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ : Sana indirilen Kur’an’a. وَمََٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلكَِ : Ve senden önce indirilene. يُر۪يدُونَ اَنْ يَتحََاكَمَُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ : Tâğût’un önünde muhakeme olmak istiyorlar. وَقَدْ اُمِرَُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِهُ۪ۜ : Onu (Tâğût’u) tanı-mamaları kendilerine emrolunduğu halde. وَيُر۪يدُ الشَّيْطَان : Şeytan da istiyor. اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَلَ بَع۪يدا : Onları derin bir sapık-lığa düşürmek… 4/61 وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ : Onlara (Münafıklara) dendiği zaman. تَعَالَوْا اِلٰى مََٓا اَنْز لََ الّٰلّٰ : Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) gelin. وَاِلَى الرَّسُولِ : Ve Peygambere (gelin). رَاَيْتَ : Görürsün. الْمُنَافِق۪ينَ : Münafıkların … يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودا : Senden büsbütün uzak-laştıklarını. 4/62 فَكَيْفَ : (Halleri) nasıl olur? اِذََٓا ا صَابَتْهُمْ مُص۪يبَة : Başlarına bir musibet gel-diği zaman. بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ : Kendi işledikleri yüzünden. ثُمَّ جََٓاؤُُ۫كَ : Sonra da geldikleri vakit. يَحْلفُِونَ بِا للِّٰ : Allah’a yemin ederek… اِنْ اَرَدْنَٓاَ اِلَََّٓ اِحْسَانا : Biz iyilik etmekten başka bir şey istememiştik, diye… وَتَوْف۪يقا : Ve uzlaştırmaktan (başka bir şey is-tememiştik). 4/63 اُو۬لَٰٓئِكَ : Onlar. الَّذ۪ينَ يَعْلمَُ الّٰلُّٰ مَا ف۪ي قُلوُبِهِمْ : Allah’ın kalplerin-dekini bildiği kimselerdir. فَاعَْرِضْ عَنْهُمْ : Öyleyse onlara aldırma. وَعِظْهُمْ : Onlara öğüt ver. وَقُلْ لَهُمْ : Onlara … söyle. فَ۪ٓي اَنْفُسِهِمْ : Kendileri hakkında… قَوْلَ بَل۪يغا : Etkili ve güzel söz… Ek-12 5/Mâide Sûresi 57-63 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنُوا لََ تَتَّخِذُوا الَّذٖينَ اتَّخَذُوا دٖينَكُمْ ه زوُ ا وَلَعِب ا مِنَ الَّذٖينَ أُوُ۫تُوا الْكِتٰبَ مِنْ قَبْلكُِمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيََٓاءََۚ وَاتَّقُوا الّٰلَّٰ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ ٥٧ وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزوُ ا وَلَعِب ا ذٰلِكَ بِأنََّهُمْ قَوْمٌ لََ يَعْقِلوُنَ ٥٨ قُلْ يَٰٓأهَْلَ الْكِتٰبِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنََّٓا إِلَََّٓ أَنْ أٰمَنَّا بِالّٰلِّٰ وَمََٓا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمََٓا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلُُۙ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فٰسِقُونَ ٥٩ قُلْ هَلْ أُنَب ئُكُمْ بِشَر مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَة عِنْدَ الّٰلُِّٰۜ مَنْ لَعَنَهُ الّٰلُّٰ وَغَضِبَ عَليَْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازٖيرَ وَعَبَدَ الطّٰغُوتَُۜ أُو۬لَٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَان ا وَأَضَلُّ عَنْ سَوََٓاءِ السَّبٖيلِ ٦٠ وَإِذَا جََٓاؤُُ۫كُمْ قَالَُٓوا أٰمَنَّا وَقَدْ دَخَلوُا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِهٖ وَالّٰلّٰ أَعْلمَُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ ٦١ وَتَرٰى كَثٖير ا مِنْهُمْ يُسٰرِعُونَ فِى الِْْثْمِ وَالْعُدْوٰنِ وَأَكْلهِِمُ السُّحْتَُۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلوُنَ ٦٢ لَوْلََ يَنْهٰيهُمُ الرَّبّٰنِيُّونَ وَالْْحَْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الِْْثْمَ وَأَكْلهِ مُ السُّحْتَُۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ٦٣ 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendile-rine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.” 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmala-rındandır. 59 De ki: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilene inan-dığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış kimselersiniz. 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkar-dığı kimseler ile şeytanlara tapan kimseler-dir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınız-dan) küfürle çıktıkları halde size geldikle-rinde “inandık” dediler. Allah onların sakla-makta oldukları şeyi daha iyi bilir. 62 Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta olduk- ları şey ne kötü-dür! 63 Onları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! Ek-12 5/Mâide Sûresi 57-63. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 5/57 يََٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا : “Ey iman edenler! لََ تَتَّخِذُوا : … Edinmeyin. الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَكُمْ هُزوُا وَلَعِبا : Dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri… مِنَ الَّذ۪ينَ اُوُ۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلكُِمْ : Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden… وَالْكُفَّار : Ve kâfirleri. اَوْليََِٓاء : Dost (edinmeyin). وَاتَّقُوا الّٰلّٰ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ : Eğer mü’minler ise-niz Allah’a karşı gelmekten sakının.” 5/58 وَا ذَا ناَدَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوة : Siz namaza çağırdığınız vakit. اتَّخَذُوهَا هُزوُا وَلَعِبا : Onu alaya alıp eğlence ye-rine koyuyorlar. ذٰلكَِ بِانََّهُمْ قَوْم لََ يَعْقِلوُن : Bu şüphesiz onların akıl-ları ermeyen bir toplum olmalarındandır. 5/59 قُلْ يََٓا اَهْلَ الْكِتَابِ : De ki: Ey kitap ehli! هَلْ تَنْقِمُونَ مِنََّٓا : (…İçin mi) bizden hoşlanmıyor-sunuz? اِلَََّٓ اَنْ اٰمَنَّا بِالّٰلّٰ : Yalnızca Allah’a inandığımız… وَمََٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا : Bize indirilene… وَمََٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْ لُ : Ve daha önce indirilene… وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُون : Oysa çoğunuz yoldan çık-mış kimselersiniz. 5/60 قُلْ هَلْ اُنبَ ئُكُمْ : De ki: Size haber vereyim mi? بِشَر مِنْ ذٰلكَِ : Bundan daha kötü olanları. مَثُوبَة عِنْدَ الّٰلُِّٰۜ : Allah katında cezası… مَنْ لَعَنَهُ الّٰلّٰ : Onlar, Allah’ın lanetlediği… وَغَضِبَ عَليَْه : Ve gazabına uğrattığı. وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪ير : İçlerinden may-munlar ve domuzlar çıkardığı kimseler… وَعَبَدَ الطَّاغُوتَُۜ : Ve Şeytanlara tapan kimseler-dir. ا و۬لَٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانا : İşte bunların yeri daha kötüdür. وَاَضَلُّ عَنْ سَوََٓاءِ السَّب۪يلِ : Ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. 5/61 وَاِذَا جََٓاؤُُ۫كُمْ قَالَُٓوا اٰمَنَّا : Size geldiklerinde “inan-dık” dediler. وَقَدْ دَخَلوُا بِالْكُفْر : (Yanınıza) küfürle girip… وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِهُ۪ۜ : Yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde… وَالّٰلّٰ اَعْلمَُ بِمَا كَانوُا يَكْتُمُونَ ٦١ : Allah onların sakla- makta oldukları şeyi daha iyi bilir. 5/62 وَتَرٰى كَث۪يرا مِنْهُمْ : Onlardan çoğunu görürsün. يُسَارِعُونَ فِي الَْثِْمِ وَالْعُدْوَانِ : Günahta, düşman-lıkta, birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. وَاَكْلهِِمُ السُّحْتَُۜ : Haram yemede… لَبِئْسَ مَا كَانوُا يَعْمَلوُن : Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 5/63 لَوْلََ يَنْهٰيهُم : Onları, sakındırsalardı ya! الرَّبَّانِيُّونَ وَالَْحَْبَار : Din adamları ve bilginler. عَنْ قَوْلهِِمُ الَْثِْم : Günah söz söylemekten. وَاَكْلهِِمُ السُّحْتَُۜ : Ve haram yemekten… لَبِئْسَ مَا كَانوُا يَصْنَعُون : Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! Ek-12 6/En’âm Sûresi 11-18 قُلْ سٖيرُوا فِى الْْرَْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عٰقِبَة الْمُكَ ذبٖينَ ١١ قُلْ لِمَنْ مَا فِى السَّمٰوٰتِ وَالْْرَْضُِۜ قُلْ لِّٰلُّٰۜ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةُۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لََ رَيْبَ فٖيهُۜ اَلَّ ذٖينَ خَسِرَُٓوا أَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لََ يُؤْمِنُونَ ١٢ وَلَهُ مَا سَكَنَ فِى الَّيْلِ وَالنَّهَار وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ ١٣ قُلْ أَغَيْرَ الّٰلِّٰ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ السَّمٰوٰتِ وَالْْرَْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلََ يُطْعَمُُۜ قُلْ إِنَٖٓ ى أُمِر تُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلمََ وَلََ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ ١٤ قُلْ إِنَٖٓ ى أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَب ى عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ ١٥ مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْمُبٖينُ ١٦ وَإِنْ يَمْسَسْكَ الّٰلُّٰ ب ضُر فَلًَ كَاشِفَ لَهَُٓ إِلََّ هُوَُۜ وَإِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلٰى كُ لِ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ١٧ وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهُٖۜ وَهُوَ الْحَكٖيمُ الْخَبٖيرُ ١٨ 11 De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.” 12 De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler ki-mindir?” “Allah’ındır” de. O merhamet et-meyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar. 13 Gece ve gündüzde barınan her şey onun-dur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 14 De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olma-yan Allah’tan başkasını mı dost edinece-ğim.” De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanla-rın ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a or-tak koşanlardan olma (denildi).” 15 De ki: “Ben Rabbime isyan edersem ger-çekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korka- rım.” 16 (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apa-çık kurtuluştur. 17 Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. 18 O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Ek-12 6/En’âm Sûresi 11-18. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 6/11 قُلْ س۪يرُوا فِي الَْرَْضِ : De ki: Yeryüzünde ge-zin dolaşın da… ثُمَّ انْظُرُوا : Bir görün… كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَ ذِب۪ينَ : (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş. 6/12 قُلْ لمَِنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالَْرَْضُِۜ : De ki: Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir? قُلْ لِّٰلُِّٰۜ : “Allah’ındır” de. كَتَبَ عَلٰى نفَْسِهِ الرَّحْمَةَُۜ : O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَة : Andolsun sizi mut-laka kıyamet gününe toplayacak. لََ رَيْبَ ف۪يهُِۜ : Bunda hiç şüphe yok. اَلَّذ۪ينَ خَسِرَُٓوا اَنْفُسَهُمْ : Kendilerini ziyana uğ-ratanlar var ya… فَهُمْ لََ يُؤ مِنُون : İşte onlar inanmazlar. 6/13 وَلَه مَا سَكَنَ فِي الَّيْلِ وَالنَّهَارُِۜ : Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يم : O, hakkıyla işitendir, hak-kıyla bilendir. 6/14 قُلْ اَغَيْرَ الّٰلّٰ : De ki: Allah’tan başkasını mı… اَتَّخِذُ وَليًِّا : De ki: … Dost edineceğim. فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالَْرَْضِ : Göklerin ve yerin ya-ratıcısı olan. وَهُوَ يُطْعِمُ وَلََ يُطْعَمُُۜ : Beslediği halde beslen-meye ihtiyacı olmayan. قُلْ اِنَٓ ي اُمِرْتُ : De ki: De ki: Bana … emre-dildi. اَنْ اَكُونَ اَوَّلَ مَنْ اَسْلمَ : (Allah’a) teslim olan-ların ilki olmam… وَلََ تَكُوننََّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ : Ve sakın Allah’a or-tak koşanlardan olma (denildi). 6/15 قُلْ اِنَٓ ي اَخَافُ : De ki: Ben gerçekten … kor-karım. اِنْ عَصَيْتُ رَب ي : Rabbime isyan edersem… عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ : Büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. 6/16 مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ : (O günün azabı) kimden savuşturulursa… فَقَدْ رَحِمَهُُۜ : Gerçekten (Allah) ona acımıştır. وَذٰلكَِ الْفَوْزُ الْمُب۪ينُ : İşte bu apaçık kurtuluş-tur. 6/17 وَاِنْ يَمْسَسْكَ الّٰلُّٰ بِضُر : Şayet Allah sana bir za-rar dokundursa. فَلَ كَاشِفَ لَهَُٓ اِلََّ هُوَُۜ : Bunu O’ndan başka gide-recek yoktur. وَاِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْر : Fakat sana bir hayır do-kunduracak olsa (onu da kimse gideremez.) فَهُوَ عَلٰى كُ لِ شَيْءٍ قَد۪ير : Bil ki O her şeye hak-kıyla gücü yetendir. 6/18 وَهُوَ الْقَاهِر : O, mutlak hakimiyet sahibidir. فَوْقَ عِبَادِهُ۪ۜ : Kullarının üstünde… وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْخَب۪ير : O, hüküm ve hikmet sa-hibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Ek-12 11/Hûd Sûresi 61-68 وَإِلٰى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صٰل حاۘ قَالَ يٰقَوْمِ اعْبُدُوا الّٰلَّٰ مَا لَكُمْ مِنْ إِلٰهٍ غَيْرُهُۜ هُوَ أَنْشَأكَُمْ مِنَ الْْرَْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فٖيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبَُٓوا إِلَيْهُۜ إ نَّ رَب ى قَرٖيبٌ مُجٖيبٌ ٦١ قَالُوا يٰصٰلحُِ قَدْ كُنْتَ فٖينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هٰذََٓا أَتَنْهٰينََٓا أَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ أٰبََٓاؤُ۬نَا وَإِنَّنَا لَفٖى شَ ك مِمَّا تَدْعُونََٓا إِلَيْهِ مُرٖيبٍ ٦٢ قَالَ يٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِنْ كُنْتُ عَلٰى بَي نَةٍ مِنْ رَب ى وَأٰتٰينٖى مِنْهُ رَحْمَة فَمَنْ يَنْصُرُنٖى مِنَ الّٰلِّٰ إِنْ عَصَيْتُهُ فَمَا تَزٖيدُونَنٖى غَيْرَ تَخْسٖيرٍ ٦٣ وَيٰقَوْمِ هٰذِهٖ نَاقَة الّٰلِّٰ لَكُمْ أٰيَة فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فَٖٓى أَرْضِ الّٰلِّٰ وَلََ تَمَسُّوهَا بِسَُٓوءٍ فَيَأْخ ذَكُمْ عَذَابٌ قَرٖيبٌ ٦٤ فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا فٖى دَارِكُمْ ثَلٰثَةَ أَيَّامٍُۜ ذٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ ٦٥ فَلمََّا جََٓاءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صٰل حا وَالَّذٖينَ أٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍُۜ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْقَوِىُّ الْعَزٖيز ٦٦ وَأَخَذَ الَّذٖينَ ظَلمَُوا الصَّيْحَةُ فَأصَْبَحُوا فٖى دِيٰرِهِمْ جٰثِمٖينَُۙ ٦٧ كَأنَْ لَمْ يَغْنَوْا فٖيهَاُۜ أَلَََٓ إِنَّ ثَمُودَا۬ كَفَرُوا رَبَّهُمْ أَلََ بُعْد ا لِثَمُودَِ۟ ٦٨ 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yer- yüzünden (topraktan) yarattı ve sizi ora- nın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise ondan bağışlanma dileyin; sonra da ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.” 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.” 65 Derken onu kestiler. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanama- yacak bir tehdittir.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her şeye) galip gelen- dir. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldı- lar. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Ek-12 11/Hûd Sûresi 61-68. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 11/61 وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالحِاًۢ : Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا الّٰلّٰ : Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kul-luk edin. مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُُۜ : Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. هُوَ اَنْشَاكَُمْ مِنَ الَْرَْضِ : O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı. وَاسْتَعْمَرَكُمْ ف۪يهَا : Ve sizi oranın imarında görevli kıldı. فَاسْتَغْفِرُوه : Öyle ise ondan bağışlanma dileyin. ثُمَّ تُوبَُٓوا اِلَيْهُِۜ : Sonra da ona tövbe edin. اِنَّ رَب ي قَر۪ي ب مُج۪ي ب : Şüphesiz Rabbim yakındır ve du-alara cevap verendir. 11/62 قَالُوا يَا صَالحُِ : “Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! قَدْ كُنْتَ ف۪ينَا مَرْجُواًّ : Sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. قَبْلَ هٰذََٓا : Bundan önce. اَتَنْهٰينََٓا اَنْ نعَْبُد : Şimdi tapmamızı bize yasaklıyor mu-sun? مَا يَعْبُدُ اٰبََٓاؤُ۬ناَ : Babalarımızın taptıklarına… وَاِنَّنَا لَف۪ي شَ ك : Şüphesiz, biz bir şüphe içindeyiz. مِمَّ ا تَدْعُونَٓاَ اِلَيْه : Senin bizi çağırdığın şeyden. مُر۪يبٍ : Derin bir şüphe (içindeyiz.) 11/63 قَالَ يَا قَوْمِ : Salih dedi ki: Ey kavmim! اَرَاَيْتُمْ : Söyleyin bakayım… اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَي نَة : Eğer ben apaçık bir delil üzerinde isem. مِنْ رَب ي : Rabbim tarafından. وَاٰتٰين۪ي مِنْهُ رَحْمَة : Ve bana tarafından bir rahmet (pey-gamberlik) vermişse… فَمَنْ يَنْصُرُن۪ي مِنَ الّٰلّٰ : Beni Allah’dan kim koruyabilir? اِنْ عَصَيْتُه : Ona karşı geldiğim takdirde… فَمَا تَز۪يدُوننَ۪ي : Demek ki bana … katkınız olmaz. غَيْرَ تَخْس۪ير : Zarara uğratmaktan başka. 11/64 وَيَا قَوْمِ : “Ey kavmim! هٰذِه۪ ناَقَةُ الّٰلِّٰ لَكُمْ اٰيَة : İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. فَذَرُوهَا : Bırakın onu… تَأْكُلْ فَ۪ٓي اَرْضِ الّٰلّٰ : Allah’ın arzında yayılıp otlasın. وَلََ تَمَسُّوهَا بِسَُٓوء : Ona kötülük dokundurmayın… فَيَأْخُذَكُمْ عَذَا ب قَر۪ي ب : Yoksa sizi yakın bir azap yaka-lar. 11/65 فَعَقَرُوهَا : Derken onu kestiler. فَقَالَ : Salih dedi ki: … تَمَتَّعُوا ف۪ي دَارِكُمْ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍُۜ : Yurdunuzda üç gün daha ya-şayın. (Sonra helak olacaksınız.) ذٰلكَِ وَعْد غَيْرُ مَكْذُوبٍ : İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir. 11/66 فَلمََّا جََٓاءَ اَمْرُناَ : (Helâk) emrimiz geldiğinde… نجََّيْنَا صَالحِا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَه : Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları helaktan kurtardık. بِرَحْمَةٍ مِنَّا : Tarafımızdan bir rahmetle… وَمِنْ خِزْيِ يَوْمِئِذٍُۜ : Ve o günün rezilliğinden (kurtardık). اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْقَوِيُّ الْعَز۪يز : Şüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her şeye) galip gelendir. (66) 11/67 وَاَخَذَ الَّذ۪ينَ ظَلمَُوا الصَّيْحَة : Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da… فَاصَْبَحُوا ف۪ي دِيَارِهِمْ جَاثِم۪ي نَ : Yurtlarında diz üstü çöke-kaldılar. 11/68 كَانَْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاُۜ : Sanki orada hiç yaşamamışlardı. اَلَََٓ اِنَّ ثَمُودَا۬ كَفَرُوا رَبَّهُمْ : Biliniz ki Semûd kavmi Rab-lerini inkâr etti. اَلََ بُعْدا لثَِمُو دَ : (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Ek-12 28/Kasas Sûresi 61-70 أَفَمَنْ وَعَدْنٰهُ وَعْد ا حَسَن ا فَهُوَ لٰقٖيهِ ك مَنْ مَتَّعْنٰهُ مَتٰعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مِنَ الْمُحْضَرٖينَ ٦١ وَيَوْمَ يُنَادٖيهِمْ فَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكََٓاءِىَ الَّذٖينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ ٦٢ قَالَ الَّذٖينَ حَقَّ عَليَْهِمُ الْقَوْلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُ۬لَََٓءِ الَّذٖ ينَ أَغْوَيْنَاَۚ أَغْوَيْنٰهُمْ كَمَا غَوَيْنَاَۚ تَبَرَّأْنََٓا إِلَيْ َؗ ك مَا كَانَُٓوا إِيَّانَا يَعْبُدُونَ ٦٣ وَقٖيلَ ادْعُوا شُرَكََٓاءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلمَْ يَسْتَجٖيبُوا لَهُمْ وَرَأَوُا الْعَذَابََۚ لَوْ أَنَّهُمْ كَانُوا يَهْتَدُونَ ٦٤ وَيَوْمَ يُن ادٖيهِمْ فَيَقُولُ مَا ذََٓا أَجَبْتُمُ الْمُرْسَلٖينَ ٦٥ فَعَمِيَتْ عَليَْهِمُ الْْنَْبَٓ اءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لََ يَتَسََٓاءَلُونَ ٦٦ فَأمََّا مَنْ تَابَ وَأٰمَنَ وَعَمِلَ صٰل حا فَعَسَٰٓى أَنْ يَكُونَ مِنَ الْمُفْلحِٖينَ ٦٧ وَرَبُّكَ يَخْلقُُ مَا يَشََٓاءُ وَيَخْتَارُۜ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُۜ سُبْحٰنَ الّٰلِّٰ وَتَعٰلٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ ٦٨ وَرَبُّكَ يَعْلمَُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلنُِونَ ٦٩ وَهُوَ الّٰلّٰ لَََٓ إِلٰهَ إِلََّ هُوُۜ لَهُ الْحَمْدُ فِى الْْوُُ۫لٰى وَالْْٰخِرَةِؗ وَلَهُ الْحُ كْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٧٠ 61 Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandır-dığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekil-mek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? 62 O gün Allah onları çağırarak: “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım ne-rede?” diyecektir. 63 Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıkları-mızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da az-dırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana dön-dük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyor-lardı” diyeceklerdir. 64 Onlara, “Haydi ortaklarınızı çağırın!” de-nir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. 65 O gün Allah onları çağırarak: Peygamber-lere ne cevap verdiniz? diyecektir. 66 O gün onlara karşı bütün haberler kapan-mıştır. Artık birbirlerine de soramazlar. 67 Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. 68 Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. 69 Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. 70 O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilah yok-tur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mah-sustur. Hüküm yalnızca o’nundur. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Ek-12 28/Kasas Sûresi 61-70. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 28/61 اَفَمَنْ وَعَدْناَهُ وَعْدا حَسَنا : Kendisine güzel bir vaadde bu-lunduğumuz… ف هُوَ لََق۪يه : Ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse… كَمَنْ مَتَّعْنَاه : … Yararlandırdığımız kimse gibi midir? مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا : Dünya hayatının geçimliklerinden. ثُمَّ هُوَ يَوْمَ الْقِيٰمَة : Sonra da o kıyamet günü… مِنَ الْمُحْ ضَر۪ينَ : (Hesaba çekilmek için) huzura getirile-cek (kimse gibi midir?) 28/62 وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ : O gün Allah onları çağırarak: … فَيَقُولُ : Diyecektir. اَيْنَ شُرَكََٓاءِيَ : Hani benim, ortaklarım nerede? الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُون : Var olduğunu iddia ettiğiniz. 28/63 قَالَ الَّذ۪ينَ حَقَّ عَليَْهِمُ الْقَوْلُ : Haklarında azap hükmü ger-çekleşenler diyeceklerdir… رَبَّنَا هَٰٓؤُ۬لَََٓءِ الَّذ۪ينَ اَغْوَيْن ا : Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. اَغْوَيْنَاهُمْ كَمَا غَوَيْن ا : Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. تَبَرَّأْنَٓاَ اِلَيْ كَ : Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana dön-dük. مَا كَانَٓوُا اِيَّاناَ يَعْبُدُون : Zaten (gerçekte) onlar bize tapmı-yorlardı. 28/64 وَق۪يلَ ادْعُوا شُرَكََٓاءَكُمْ : Onlara, “Haydi ortaklarınızı ça-ğırın!” denir. فَدَعَوْهُمْ : Onlar da çağırırlar. فَلمَْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُمْ : Fakat ortakları onlara cevap vere-mez. وَرَاَوُا الْعَذَا بَ : Azabı görürler. لَوْ اَنَّهُمْ كَانوُا يَهْتَدُون : Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. 28/65 وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ : O gün Allah onları çağırarak: … فَيَقُولُ : Diyecektir. مَاذََٓا اَجَبْتُمُ الْمُرْسَل۪ينَ : Peygamberlere ne cevap verdi-niz? 28/66 فَعَمِيَتْ عَليَْهِمُ الَْنَْبََٓاء : Onlara karşı bütün haberler ka-panmıştır. يَوْمَئِذٍ : O gün. فَهُمْ لََ يَتَسََٓاءَلُون : Artık birbirlerine de soramazlar. 28/67 فَامََّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ : Ama tövbe edip iman eden. وَعَمِلَ صَالحِا : Ve salih amel işleyen kimsenin… فَعَسَٰٓى اَنْ يَكُونَ مِنَ الْمُفْلحِ۪ينَ : Kurtuluşa erenlerden ol-ması umulur. 28/68 وَرَبُّكَ : Rabbin… يَخْلقُُ مَا يَشََٓاء : Dilediğini yaratır. وَيَخْتَارُُۜ : Ve seçer. مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُُۜ : Onların ise seçim hakkı yoktur. سُبْحَانَ الّٰلِّٰ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُون : Allah, onların ortak koş-tuklarından uzaktır ve yücedir. 28/69 وَرَبُّكَ : Rabbin… يَعْلمَ : Bilir. مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ : Onların sinelerinin gizlediğini de… وَمَا يُعْلنُِون : Açığa vurduklarını da bilir. 28/70 وَهُوَ الّٰلّٰ : O, Allah’tır. لَََٓ اِلٰهَ اِلََّ هُوَُۜ : O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. لَهُ الْحَمْدُ فِي الَْوُُ۫لٰى وَالَْٰخِرَ ة : Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. وَلَهُ الْحُكْم : Hüküm yalnızca O’nundur. وَاِلَيْهِ تُرْجَعُون : Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Ek-12 29/Ankebût Sûresi 1-10 الَٓمَٓٓ۠ ١ أَحَسِبَ النَّ اسُ أَنْ يُتْرَكَُٓوا أَنْ يَقُولَُٓوا أٰمَنَّا وَهُمْ لََ يُفْتَنُونَ ٢ وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذٖينَ مِنْ قَبْلهِِمْ فَليََعْلمََنَّ الّٰلّٰ الَّذٖينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلمََنَّ الْكٰذِبٖينَ ٣ أَمْ حَسِبَ الَّذٖينَ يَعْمَلوُنَ السَّي َاتِ أَنْ يَسْبِقُونَاُۜ سََٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ ٤ مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقََٓاءَ الّٰلِّٰ فَإنَِّ أَجَلَ الّٰلِّٰ لَْٰتٍ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ ٥ وَمَنْ جٰهَدَ فَإنَِّمَا يُجٰهِدُ لِنَفْسِهُٖۜ إِنَّ الّٰلَّٰ لَغَنِىٌّ عَنِ الْعٰلمَٖينَ ٦ وَالَّذٖينَ أٰمَنُوا وَعَمِلوُا الصّٰلحِٰ تِ لَنُكَف رَنَّ عَنْهُمْ سَي َاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ الَّذٖى كَانُوا يَعْمَلوُنَ ٧ وَوَصَّيْنَا الِْْنْسٰنَ بِوٰلِدَيْهِ حُسْن اُۜ وَإِنْ جٰهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بٖى مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ فَلًَ تُطِعْهُمَا إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأنُ ب ئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُنَ ٨ وَالَّذٖينَ أٰمَنُوا وَعَمِلوُا الصّٰلحِٰتِ لَنُدْخِلنََّهُمْ فِى الصّٰلحِٖينَ ٩ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ أٰمَنَّا بِالّٰلِّٰ فَإذََِٓا أُوُ۫ذِىَ فِى الّٰلِّٰ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ الّٰلُّٰۜ وَلَئنِْ جََٓاء نَصْرٌ مِنْ رَب كَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ أَوَلَيْسَ الّٰلُّٰ بِأعَْلمََ بِمَا فٖى صُدُورِ الْعٰلمَٖينَ ١٠ 1 Elif-Lam-Mim 2 İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edil-meden bırakılacaklarını mı zannederler. 3 Andolsun, biz onlardan öncekileri de imti-han etmiştik. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. 4 Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kur-tulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmedi-yorlar! 5 Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gele-cektir. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilen-dir. 6 Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. 7 İman edip salih amel işleyenlerin kötülük-lerini elbette örteceğiz. Onları işledik lerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız. 8 Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber verece-ğim. 9 İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. 10 İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Ek-12 29/Ankebût Sûresi 1-10. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 29/1 الَٓ م 29/2 اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكَُٓوا : İnsanlar, bırakılacaklarını mı zannederler. اَنْ يَقُولَُٓوا اٰمَنَّا : “İnandık” demekle… وَهُمْ لََ يُفْتَنُون : İmtihan edilmeden… 29/3 وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلهِِمْ : Andolsun, biz onlardan ön-cekileri de imtihan etmiştik. فَليََعْلمََنَّ الّٰلّٰ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا : Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir… وَلَيَعْلمََنَّ الْكَاذِب۪ينَ : Yalancıları da mutlaka bilir. 29/4 اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلوُنَ السَّي َاتِ : Yoksa kötülük yapan-lar … mı sandılar. اَنْ يَسْبِقُوناَُۜ : Bizden kaçıp kurtulacaklarını… سََٓاءَ مَا يَحْكُمُون : Ne kötü hükmediyorlar! 29/5 مَنْ كَانَ يَرْجُوا : Her kim umarsa. لقََِٓاءَ الّٰلّٰ : Allah’a kavuşmayı… فَانَِّ اَجَلَ الّٰلِّٰ لََٰتٍُۜ : Bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يم : O hakkıyla işitendir, hakkıyla bi-lendir. 29/6 وَمَنْ جَاهَد : Her kim cihad ederse… فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لنَِفْسِهُ۪ۜ : Ancak kendisi için cihad etmiş olur. ا نَّ الّٰلَّٰ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ : Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. 29/7 وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلوُا الصَّالحَِاتِ : İman edip salih amel işleyenlerin… لَنُكَ فِرَنَّ عَنْهُمْ سَي َاتِهِمْ : Kötülüklerini elbette örteceğiz. وَلَنَجْزِ يَنَّهُمْ : Onları mükafatlandıracağız. اَحْسَنَ الَّذ۪ي كَانوُا يَعْمَلوُن : İşlediklerinin daha güze-liyle… 29/8 وَوَصَّيْنَا الَِْنْسَان : Biz insana emrettik… بِوَالدَِيْهِ حُسْنا : Ana-babasına iyilik etmesini. وَاِنْ جَاهَدَاكَ : Şâyet onlar seni zorlarlarsa… لتُِشْرِكَ ب۪ي : Bana ortak koşman için… مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْم : Hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi… فَلَ تُطِعْهُمَاُۜ : Bu takdirde onlara itaat etme. اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ : Dönüşünüz ancak bana olacaktır. فَانُبَ ئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُن : Ve ben yapmakta oldukları-nızı size haber vereceğim. 29/9 وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلوُا الصَّالحَِاتِ : İman edip de salih amel işleyenler var ya… لَنُدْخِلنََّهُمْ فِي الصَّالحِ۪ينَ : Biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. 29/10 وَمِنَ النَّاسِ مَنْ : İnsanlardan öyleleri vardır ki… يَقُولُ اٰمَنَّا بِالّٰلّٰ : “Allah’a inandık” derler. فَاِذََٓا اُوُ۫ذِيَ فِي الّٰلّٰ : Ama Allah uğrunda bir ezaya uğ-ratılınca… جَعَلَ : Tutar… فِتْنَةَ النَّاسِ : İnsanlardan gördükleri baskı ve işken-ceyi… كَعَذَابِ الّٰلُِّٰۜ : Allah’ın azabı gibi. وَلَئِنْ جََٓاءَ نصَْر مِنْ رَب كَ : Andolsun, Rabbinden bir yar-dım gelecek olsa. لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمُْۜ : Mutlaka, “Biz de sizinle bera-berdik” derler. اَوَلَيْسَ الّٰلُّٰ بِا عَْلمَ : Allah, en iyi bilen değil midir? بِمَا ف۪ي صُدُورِ الْعَالَم۪ينَ : Herkesin kalbinde olanı. Ek-12 32/Secde Sûresi 1-11 الَٓمَٓٓ۠ ١ تَنْزٖيلُ الْكِتٰبِ لََ رَيْبَ فٖيهِ مِنْ رَ بِ الْعٰلمَٖينَ ٢ أَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهَُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَب كَ لِتُنْذِرَ قَوْم ا مََٓا أَتٰيهُمْ مِنْ نَذٖيرٍ مِنْ قَبْلكَِ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ٣ اَلّٰلُّٰ الَّذٖى خَلقََ السَّمٰوٰتِ وَالْْرَْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلىَ الْعَرْشُِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِهٖ مِنْ وَلِ ىٍ وَلََ شَفٖيعٍُۜ أَفَلًَ تَتَذَكَّرُونَ ٤ يُدَب رُ الْْمَْرَ مِنَ السَّمََٓاءِ إِلَى الْْرَْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فٖى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهَُٓ أَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ٥ ذٰلِكَ عٰلمُِ الْغَيْبِ وَالشَّهٰدَةِ الْعَزٖيز الرَّحٖيمُُۙ ٦ اَلَّذَٖٓى أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلقََهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الِْْنْسٰنِ مِنْ طٖينٍَۚ ٧ ثُمَّ جَعَلَ نَسْلهَُ مِنْ سُلٰلةٍَ مِنْ مََٓاءٍ مَهٖينٍَۚ ٨ ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ فٖيهِ مِنْ رُوحِهٖ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْْبَْصٰرَ وَالْْفَِْدَةُۜ قَلٖي لً مَا تَشْكُرُونَ ٩ وَقَالَٓ وا أَءِذَا ضَللَْنَا فِى الْْرَْضِ أَءِنَّا لَفٖى خَلْقٍ جَدٖيدٍُۜ بَلْ هُمْ بِلقََِٓاءِ رَب هِمْ كٰفِرُونَ ١٠ قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلكَُ الْمَوْتِ الَّذٖى وُ كلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلٰى رَب كُمْ تُرْجَعُونَِ۟ ١١ 1 Elif-Lam-Mim 2 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Ki-tab’ın indirilişi, âlemlerin Rabbi tarafındandır. 3 Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu di-yorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiç-bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafın-dan indirilmiş gerçektir. 4 Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için ondan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt al-mayacak mısınız? 5 Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. 6 İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilen-dir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. 7 O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. 8 Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı. 9 Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 10 (Kâfirler dediler ki:) Biz toprakta yok ol-duktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacak-mışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı in-kar etmektedirler. 11 De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” Ek-12 32/Secde Sûresi 1-11. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 32/1 الَٓ م 32/2 تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ : Bu Kitab’ın indirilişi… لََ رَيْبَ ف۪يه : Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan. مِنْ رَ بِ الْعَالَم۪ينَُۜ : Âlemlerin Rabbi tarafındandır. 32/3 اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيه : Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? بَلْ هُو الْحَقُّ مِنْ رَب كَ : Hayır o, Rabbin tarafından in-dirilmiş gerçektir. لتُِنْذِرَ قَوْما : Bir kavmi uyarman için… مََٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نذَ۪يرٍ مِنْ قَبْلكَِ : Kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan… لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُون : Doğru yolu bulsunlar diye. 32/4 اَلّٰلُّٰ الَّذ۪ي خَلقََ السَّمٰوَاتِ وَالَْرَْضَ : Allah, gökleri ve yeri yaratan… وَمَا بَيْنَهُمَا : İkisi arasındakileri… ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ : Altı gün içinde (altı evrede)… ثُمَّ اسْتَوٰى عَلىَ الْعَرْشُِۜ : Sonra da Arş’a kurulandır. مَا لَكُمْ مِنْ دُونهِ۪ مِنْ وَل يٍ : Sizin için ondan başka hiçbir dost yoktur. وَلََ شَف۪يعٍُۜ : Ve hiçbir şefaatçi yoktur. اَفَلَ تَتَذَكَّرُون : Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısı-nız? 32/5 يُدَب رُ الَْمَْر : Bütün işleri Allah yürütür. مِنَ السَّمََٓاءِ اِلَى الَْرَْضِ : Gökten yere kadar. ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْه : Sonra bu işler ona yükselir. ف۪ي يَوْمٍ : Bir günde… كَانَ مِقْدَارُهَُٓ اَلْفَ سَنَة : Süresi bin yıl olan. مِمَّا تَعُدُّون : Sizin hesabınızla. 32/6 ذٰلكَِ عَالمُِ الْغَيْبِ : İşte Allah gaybı da bilendir… وَالشَّهَادَة : Görünen âlemi de bilendir. الْعَز۪يز الرَّح۪يم : Mutlak güç sahibidir, çok merhamet-lidir. 32/7 اَلَّذَ۪ٓي اَحْسَنَ : O ki, güzel yaptı. كُلَّ شَيْءٍ خَلقََه : Yarattığı her şeyi. وَبَدَا : Başladı. خَلْقَ الَِْنْسَانِ : İnsanı yaratmaya… مِنْ ط۪ينٍ : Çamurdan. 32/8 ثُمَّ جَعَلَ نسَْلهَ : Sonra onun neslini yarattı. مِنْ سُلَلَة : Bir öz sudan. مِنْ مََٓاءٍ مَه۪ينٍ : Değersiz bir sudan. 32/9 ثُمَّ سَوّٰيه : Sonra onu şekillendirip… وَنفََخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ : Ona ruhundan üfledi. وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالَْبَْصَارَ وَالَْفَِْدَةَُۜ : Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. قَل۪يل مَا تَشْكُرُون : Ne kadar az şükrediyorsunuz! 32/10 وَقَالَُٓوا : (Kâfirler) dediler ki: … ءَاِذَا ضَللَْنَا فِي الَْرَْضِ : Biz toprakta yok olduktan sonra mı… ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍُۜ : Biz mi yeniden yaratılacakmı-şız? بَلْ هُمْ بِلقََِٓاءِ رَب هِمْ كَافِرُون : Hayır, onlar Rablerine ka-vuşmayı inkar etmektedirler. 32/11 قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ : De ki: Canınızı alacak… م لكَُ الْمَوْتِ : Ölüm meleği. الَّذ۪ي وُ كلَ بِكُمْ : Sizin için görevlendirilen. ثُمَّ اِلٰى رَب كُمْ تُرْجَعُو ن : Sonra Rabbinize döndürüle-ceksiniz. Ek-12 40/Mü’min Sûresi 21-27 أَوَلَمْ يَسٖيرُوا فِى الْْرَْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عٰقِبَةُ الَّ ذٖينَ كَانُوا مِنْ قَبْلهِِمُْۜ كَانُوا هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّة وَأٰثَار ا فِى الْْرَْضِ فَأخََذَهُمُ الّٰلُّٰ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنَ الّٰلِّٰ مِنْ وَاقٍ ٢١ ذٰلِكَ بِأنََّهُمْ كَانَتْ تَأْتٖيهِمْ رُسُلهُُمْ بِالْبَي نٰتِ فَكَفَرُوا فَأ خَذَهُمُ الّٰلُّٰۜ إِنَّهُ قَوِىٌّ شَدٖيدُ الْعِقَابِ ٢٢ وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسٰى بِأٰيٰتِنَا وَسُلْطٰنٍ مُبٖينٍُۙ ٢٣ إِلٰى فِرْعَوْنَ وَهٰمٰنَ وَقٰرُونَ فَقَالُوا سٰحِرٌ كَذَّابٌ ٢٤ فَلمََّا جََٓاءَهُمْ بِالْحَ قِ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلَٓوُا أَبْنَٓ اءَ الَّذٖينَ أٰمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسََٓاءَهُمُْۜ وَمَا كَيْدُ الْكٰفِرٖينَ إِلََّ فٖى ضَلٰلٍ ٢٥ وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونَٖٓى أَقْتُلْ مُوسٰى وَلْيَدْعُ رَبَّهَُۚ إِنَٖٓ ى أَخَافُ أَنْ يُبَ دِلَ دٖينَكُمْ أَوْ أَنْ يُظْهِرَ فِى الْْرَْضِ الْفَسَادَ ٢٦ وَقَالَ مُوسَٰٓى إِنٖ ى عُذْتُ بِرَب ى وَرَب كُمْ مِنْ كُ لِ مُتَكَب رٍ لََ يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِِ۟ ٢٧ 21 Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerin-den öncekilerin akıbetlerinin nasıl oldu-ğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebe-biyle onları yakaladı. Onları Allah’ın aza-bından koruyacak hiç kimse olmadı. 22 Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri on-lara apaçık mucizeler getiriyorlardı da on-lar inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O güçlü-dür, cezası da çok şiddetlidir. 23 Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizeleri-mizle ve apaçık bir delille gönderdik. 24 Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a (gön-derdik). Onlar ise; “Bu çok yalancı bir si-hirbazdır” dediler. 25 Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği geti-rince, “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bıra-kın” dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. 26 Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dini-nizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyo-rum.” 27 Mûsâ da, “Ben hesap gününe inanma-yan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. Ek-12 40/Mü’min Sûresi 21-27. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 40/21 اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الَْرَْضِ فَيَنْظُرُوا : Onlar yer-yüzünde dolaşıp bakmadılar mı? كَيْفَ كَان : Nasıl olduğuna… عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ كَانوُا مِنْ قَبْلهِِمُْۜ : Kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin. ك انوُا هُمْ اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّة : Onlar, kendilerinden daha güçlü idi. وَاٰثَارا فِي الَْرَْضِ : Ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. فَاخََذَهُمُ الّٰلُّٰ بِذُنوُبِهِمْ : Böyle iken Allah, gü-nahları sebebiyle onları yakaladı. وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنَ الّٰلِّٰ مِنْ وَاقٍ : Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. 40/22 ذٰلكَِ : Bunun sebebi şu idi: … بِانََّهُمْ كَانتَْ تَأْت۪يهِمْ رُسُلهُُمْ بِالْبَي نَاتِ : Peygam-berleri onlara apaçık mucizeler getiriyor-lardı da… فَكَفَرُوا : Onlar inkar ediyorlardı. فَاخََذَهُمُ الّٰلُُّٰۜ : Bu yüzden Allah da onları ya-kalayıverdi. اِنَّهُ قَوِيٌّ شَد۪يدُ الْعِقَابِ : Şüphesiz O güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir. 40/23 وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى : Andolsun ki biz Mûsâ’yı gönderdik. بِاٰيَاتِنَا : Mucizelerimizle. وَسُلْطَانٍ مُب۪ي ن : Ve apaçık bir delille. 40/24 اِلٰى فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَقَارُون : Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a (gönderdik). فَقَالُوا سَاحِر كَذَّا ب : Onlar ise; “Bu çok ya-lancı bir sihirbazdır” dediler. 40/25 فَلمََّا جََٓاءَهُمْ ب الْحَ قِ مِنْ عِنْدِناَ : Mûsâ onlara tara-fımızdan gerçeği getirince… قَالُوا اقْتُلَٓوُا : Öldürün dediler. اَبْنََٓاءَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَه : Onunla beraber iman edenlerin oğullarını. وَاسْتَحْيُوا نسََِٓاءَهُمُْۜ : Kadınlarını sağ bırakın. وَمَا كَيْدُ الْ كَافِر۪ينَ اِلََّ ف۪ي ضَلَلٍ : Fakat kâfirle-rin tuzağı hep boşa çıkmıştır. 40/26 وَقَالَ فِرْعَوْن : Firavun dedi ki: ذَرُونَ۪ٓي اَقْتُلْ مُوسٰى : Bırakın beni Mûsâ’yı öl-düreyim. وَلْيَدْعُ رَبَّ ه : (Faydası olacaksa) Rabbini yar-dıma çağırsın! اِنَٓ ي اَخَافُ : Çünkü ben korkuyorum… اَنْ يُبَ دِلَ د۪ينَكُمْ : Onun, dininizi değiştirece-ğinden… اَوْ اَنْ يُظْهِرَ فِي الَْرَْضِ الْفَسَاد : Yahut yeryü-zünde bozgunculuk çıkaracağından. 40/27 وَقَالَ مُوسَٰٓى : Mûsâ da dedi ki... اِن ي عُذْتُ بِرَب ي وَرَب كُمْ : Benim de Rabbim, si-zin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım. مِنْ كُ لِ مُتَكَب ر : Her kibirliden. لََ يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَا ب : Hesap gününe inan-mayan… Ek-12 43/Zuhruf Sûresi 26-35 وَإِذْ قَالَ إِبْرٰهٖيمُ لِْبَٖيهِ وَقَوْمِهَٖٓ إِنَّنٖى بَرََٓاء مِمَّا تَعْبُدُونَُۙ ٢٦ إِلََّ الَّذٖى فَطَرَنٖى فَإِنَّهُ سَيَهْدٖينِ ٢٧ وَجَعَلهََا كَلمَِة بَاقِيَة فٖى عَقِبِهٖ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ٢٨ بَلْ مَتَّعْتُ هَٰٓؤُ۬لَََٓءِ و أٰبََٓاءَهُمْ حَتّٰى جََٓاءَهُمُ الْحَقُّ وَرَسُولٌ مُبٖينٌ ٢٩ وَلَمَّا جََٓاءَهُم الْحَقُّ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ وَإِنَّا بِهٖ كٰفِرُونَ ٣٠ وَقَالُوا لَوْلََ نُزِ لَ هٰذَا الْقُرْأٰنُ عَلٰى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظٖيمٍ ٣١ أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَب كَُۜ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَعٖيشَتَهُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَر فَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجٰتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْ ضا سُخْرِيًّاُۜ وَرَحْمَتُ رَب كَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ ٣٢ وَلَوْلَََٓ أَنْ يَكُونَ النَّاسُ أُمَّة وٰحِدَة لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُف ا مِنْ فِضَّ ةٍ وَمَعَارِجَ عَليَْهَا يَظْهَرُونَُۙ ٣٣ وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوٰب ا وَسُرُر ا عَليَْهَا يَتَّكِؤُُ۫نَُۙ ٣٤ وَزُخْرُف ا وَإِنْ كُلُّ ذٰلِكَ لَمَّا مَتٰعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاُۜ وَالْْٰخِرَةُ عِنْدَ رَب كَ لِلْمُتَّقٖينَِ۟ ٣٥ 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım.” 27 Ben yalnız beni yaratana taparım. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir. 28 İbrahim bunu, belki dönerler diye, ar-dından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. 29 Doğrusu onları ve atalarını kendilerine hak ve onu açıklayan bir peygamber gelin-ceye kadar (dünya nimetlerinden) yarar-landırırım. 30 Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyo-ruz” dediler. 31 “Bu Kur’ân iki şehrin birinden bir bü-yük adama indirilseydi ya!” dediler. 32 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürü-yorlar? Dünya hayatında onların geçimlik-lerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirle-rine iş gördürmeleri için, (çeşitli alan-larda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktir-dikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlı-dır. 33 Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiği-miz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavan-lar ve üzerine çıkacakları merdivenler ya-pardık. 34 Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık. 35 Ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliği-dir. Rabbinin katında âhiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. Ek-12 43/Zuhruf Sûresi 26-35. Ayetlerin Kelime ve Terkip mealleri 43/26 وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يم : Hani İbrahim şöyle demişti: لَِبَ۪يهِ وَقَوْمِهَ۪ٓ : Babasına ve kavmine… اِنَّن۪ي بَرََٓاء مِمَّا تَعْبُدُو ن : Şüphesiz ben sizin taptıkları-nızdan uzağım. 43/27 اِلََّ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي : Ben yalnız beni yaratana taparım. فَاِنَّهُ سَيَهْد۪ينِ : Çünkü O, beni doğru yola iletecektir. 43/28 وَجَعَلهََا : İbrahim bunu yaptı. كَلمَِة بَاقِيَة : Kalıcı bir söz. ف۪ي عَقِبِه۪ : Ardından gelecekler arasında. لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُون : Belki dönerler diye. 43/29 بَلْ مَتَّعْتُ : Doğrusu (dünya nimetlerinden) yararlan-dırırım. هَٰٓؤُ۬لَََٓءِ وَاٰبََٓاءَهُمْ : Onları ve atalarını. حَتّٰى جََٓاءَهُمُ الْحَقُّ : Kendilerine hak gelinceye kadar. وَرَسُو ل مُب۪ي ن : Ve onu açıklayan bir peygamber. 43/30 وَلَمَّا جََٓاءَهُمُ الْحَقُّ : Fakat kendilerine Hak gelince… قَالُوا : Dediler. هٰذَا سِحْر : Bu bir büyüdür. وَاِنَّا بِه۪ كَافِرُون : Ve biz onu kesinlikle inkar ediyoruz. 43/31 وَقَالُوا : Dediler. لَوْلََ نزُِ لَ هٰذَا الْقُرْاٰن : Bu Kur’an indirilseydi ya! عَلٰى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظ۪يمٍ : İki şehrin birinden bir büyük adama. 43/32 اَهُمْ يَقْسِمُون : Onlar mı bölüştürüyorlar? رَحْمَتَ رَب كَُۜ : Rabbinin rahmetini. نحَْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ : Aralarında biz paylaştırdık. مَع۪يشَتَهُمْ : Onların geçimliklerini. فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا : Dünya hayatında. وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ : (Çeşitli alanlarda) ki-mini kimine, derece derece üstün kıldık. ليَِتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضا سُخْرِيًّا : Birbirlerine iş gördürmeleri için. وَرَحْمَتُ رَب كَ : Rabbinin rahmeti… خَيْر مِمَّا يَجْمَعُون : Onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. 43/33 وَلَوْلَََٓ اَنْ يَكُونَ النَّاسُ : Eğer bütün insanlar olacak olmasalardı… اُمَّة وَاحِدَة : (Kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet. لَجَعَلْنَا : Yapardık. لمَِنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمٰنِ : Rahmân’ı inkar edenlerin... لبُِيُوتِهِمْ سُقُفا مِنْ فِضَّة : Evlerine gümüşten tavanlar… وَمَعَارِجَ : Ve merdivenler. عَليَ هَا يَظْهَرُو نَ : Üzerine çıkacakları. 43/34 وَلبُِيُوتِهِمْ اَبْوَابا : Evlerine (gümüşten) kapılar… وَسُرُرا عَليَْهَا يَتَّكِؤُُ۫ نَ : Ve üzerine yaslanacakları koltuk-lar… 43/35 وَزُخْرُفا : Ve altın süslemeler yapardık. وَاِنْ كُلُّ ذٰلكَِ : Bütün bunlar… لَمَّا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاُۜ : Sadece dünya hayatının ge-çimliğidir. وَالَْٰخِرَة : Âhiret ise… عِنْدَ رَب كَ : Rabbinin katında. للِْمُتَّق۪ي نَ : O’na karşı gelmekten sakınanlarındır Ek-12 EK-2 HAFIZLIK YARIŞMASINDA SORULACAK 49/HUCURÂT SÛRESİ KELİME VE TERKİP MEALLERİ 49/1 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنُوا : : Ey iman edenler لََ تُقَ دِمُوا : : Geçmeyin بَيْنَ يَدَيِ الّٰلِّٰ وَرَسُولِهٖ : : Allah ve resulünün önüne وَاتَّقُوا الّٰلّٰ هَ : : Allah’a itaatsizlikten sakının إِنَّ الّٰلَّٰ سَمٖيعٌ ع لٖيم : : Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir 49/2 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنُوا :: Ey iman edenler لََ تَرْفَعَُٓوا أَصْوٰتَكُمْ :: Seslerinizi yükseltmeyin فَوْقَ صَوْتِ النَّبِ يِ :: Peygamberin sesinden daha fazla وَلََ تَجْهَرُوا لَهُ بِالْق وْلِ :: Ona bağırmayın كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ :: Birbirinize bağırdığı--nız gibi أَنْ تَحْبَطَ أَعْمٰلكُُمْ :: Amelleriniz boşa gider وَأَنْتُمْ لََ تَشْعُرُون :: Sonra farkında olmadan 49/3 إِنَّ الَّذٖينَ يَغُضُّونَ أَصْوٰتَهُمْ :: Seslerini alçaltan-lar var ya عِنْدَ رَسُولِ ا للِّٰ :: Allah resulünün yanında أُو۬لَٰٓئِكَ :: İşte onlar اَلَّذٖينَ امْتَحَنَ الّٰلّٰ :: Allah’ın sınadığı kimse-lerdir قُلوُبَهُمْ :: Kalplerini لِلتَّقْوٰى ه : : Takvâ hususunda لَهُمْ مَغْفِرَة : : Onlar için büyük bağışlanma وَأَجْر عَظٖيم : : Ve büyük bir ödül vardır 49/4 إِنَّ الَّذٖينَ يُنَادُونَكَ : : Sana seslenenler مِنْ وَرََٓاءِ الْحُجُرٰتِ : : Odaların dışından أَكْثَرُهُمْ لََ يَعْقِلوُن : : Çoğu kuşkusuz düşünemi-yorlar 49/5 وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا :: Sabredip bekleselerdi حَتّٰى تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ :: Sen yanlarına çıkıncaya kadar لَكَانَ خَيْرا لَهُمْ ه :: Elbette kendileri için daha iyi olacaktı وَالّٰلُّٰ غَفُورٌ رَحٖيم :: Yine de Allah çok bağış-layıcı, çok esirgeyicidir. 49/6 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنُوا :: Ey iman edenler إِنْ جََٓاءَكُمْ :: ... Size getirdiğinde فَاسِقٌ :: Yoldan çıkmışın biri بِنَبَإ :: Bir haber (getirdiğinde) فَتَبَيَّنَُٓوا : : Doğruluğunu araştırın أَنْ تُصٖيبُوا قَوْما : : Birilerine zarar verip de... بِجَهٰلةَ : : Bilmeden فَتُصْبِحُوا : : Sonra olmamanız için ع لٰى مَا فَعَلْتُمْ : : Yaptığınıza... نٰدِمٖينَ : : Pişman Ek-12 49/7 وَاعْلمََُٓوا :: Bilin ki أَنَّ فٖيكُمْ رَسُولَ ا هّٰ للِّٰ :: Allah’ın elçisi aranızda-dır لَوْ يُطٖيعُكُمْ :: O sizin dediklerinizi yapsaydı فٖي كَثٖيرٍ مِنَ الْْمَْر :: Birçok durumda لَعَنِتُّمْ :: İşiniz kötüye giderdi وَلٰكِنَّ الّٰلّٰ :: Fakat Allah حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْْٖيمٰنَ : : Size imanı sevdirdi وَزَيَّنَه فٖي قُلوُبِكُمْ : : Ve onu gönlünüze sindirdi وَكَرَّهَ إِلَيْكُم : : Ve Size çirkin gösterdi اَلْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَان هَ : : İnkârcılığı, yol-dan çıkmayı ve emre aykırı davranmayı أُو۬لَٰٓئِكَ هُمُ الرّٰشِدُونُۙ : : Doğru yolu bulmuş olanlar işte onlardır. 49/8 فَضْلً مِنَ ا للِّٰ :: Allah tarafından bahşedilmiş bir lutuf... وَنِعْمَة ه :: Bir nimet olarak وَالّٰلُّٰ عَلٖيمٌ حَكٖيم :: Allah her şeyi bilmekte, yerli yerince yapmaktadır. 49/9 وَإِنْ طََٓائفَِتَانِ :: Eğer iki grup... مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ :: Müminlerden اِقْتَتَلوُا :: Birbiriyle kavgaya tutuşursa... فَأصَْلحُِوا بَيْنَهُمَا :: Hemen aralarını düzeltin فَإنِْ بَغَتْ :: Tecavüz etmiş olursa إِحْدٰيهُمَا :: İkisinden biri عَلىَ الْْخُْرٰى :: Diğerinin hakkına فَقَاتِلوُا :: Savaşın اَلَّتٖي تَبْغٖي :: Haksızlığa sapanlara karşı حَتّٰى تَفَٖٓيء : : Dönünceye kadar إِلَٰٓى أَمْرِ الّٰلَِّٰۚ : : Allah’ın emrine فَإنِْ فََٓاءَتْ : : Dönerlerse فَاصَْلحُِ وا بَيْنَهُمَا : : Aralarındaki anlaşmazlığı çözüme bağlayın بِالْعَدْلِ :: Adaletle وَأَقْسِطُوا ه :: Ve herkese hakkını verin إِنَّ الّٰلَّٰ يُحِبُّ الْمُقْسِطٖينَ :: Allah hakkı yerine getirenleri sever. 49/10 إِنَّمَا الْمُؤْمِنُون :: Müminler ancak إِخْوَة :: Kardeştirler فَأصَْلحُِوا :: Öyleyse düzeltin بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ :: Kardeşlerinizin arasını وَاتَّقُوا الّٰلّٰ :: Allah’a itaatsizlikten sakının ن ࣖ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُو :: Ki rahmetine mazhar olası-nız. 49/11 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنُوا :: Ey iman edenler لََ يَسْخَر :: Alay etmesin قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ :: Bir topluluk diğer bir toplulukla عَسَٰٓى :: Zira أَنْ يَكُونُوا :: Onlar olabilirler خَيْرا مِنْهُمْ :: Kendilerinden daha iyi وَلََ نِسََٓاءٌ مِنْ نِسََٓاء :: Kadınlar da başka kadın-larla alay etmesinler Ek-12 عَسَٰٓ ى :: Çünkü أَنْ يَكُنَّ : : (Alay edilenler) olabilirler خَيْرا مِنْهُنََّۚ : : (Alay edenlerden) daha iyi وَلََ تَلْمِزَٓوُا أَنْفُسَكُمْ : : Biriniz diğerinizi aşağı-lamayın وَلََ تَنَابَزوُا بِالْْلَْقَابِ ه : : Birbirinize kötü lakap takmayın. بِئْسَ :: Ne kötüdür! الَِسْمُ الْفُسُوقُ :: Fâsıklıkla anılmak بَعْدَ الْْٖيمٰنَِۚ :: İman ettikten sonra وَمَنْ لَمْ يَتُبْ :: Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu? فَأُو۬لَٰٓئِكَ :: İşte onlar هُمُ الظّٰلمُِون : : Zalimler onlardır. 49/12 يَٰٓأيَُّهَا الَّذٖينَ أٰمَنُوا :: Ey iman edenler اِجْتَنِبُوا :: Sakının كَثٖير ا مِنَ الظَّ نِ ؗ :: Zannın çoğundan إِنَّ بَعْضَ الظَّ نِ إِثْم :: Çünkü bazı zanlar gü-nahtır وَلََ تَجَسَّسُوا :: Gizlilikleri araştırmayın وَلََ يَغْتَبْ :: ...Gıybetini yapmayın بَعْضُكُمْ بَعْضا ه :: Birbirinizin أَي حِبُّ أَحَدُكُمْ :: Herhangi biriniz hoşlanır mı? أَنْ يَأْكُلَ :: Yemekten لَحْمَ أَخٖيهِ مَيْتا :: Ölmüş kardeşinin etini فَكَرِهْتُمُوه هُ :: Tabii ki bundan tiksinir وَاتَّقُوا الّٰلّٰ هَ :: Allah’a itaatsizlikten de sakının إِنَّ الّٰلَّٰ تَوَّابٌ رَحٖيم :: Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur. 49/13 يَٰٓأيَُّهَا النَّاسُ :: Ey insanlar إِنَّا خَلقَْنٰكُمْ :: Şüphesiz sizi yarattık مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثٰى :: Bir erkek ile bir dişiden وَجَعَلْنٰكُمْ :: Sizi ayırdık... شُعُوبا وَقَبََٓائلَِ :: Kavim ve kabilelere لِتَعَارَفُوا ه :: Tanışasınız diye إِنَّ أَكْرَمَكُمْ :: En değerli olanınız عِنْدَ الّٰلّٰ :: Allah katında أَتْقٰيكُمْ ه :: O’na itaatsizlikten en fazla sakına-nınızdır. اِنَّ الّٰلَّٰ عَلٖيمٌ خَبٖير :: Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır. 49/14 قَالَتِ الْْعَْرَابُ :: Bedevîler dediler... أٰمَنَّاُۜ :: “İman ettik” قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا :: De ki: İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) وَلٰكِنْ قُولَُٓوا أَسْلمَْنَا :: “Fakat boyun eğdik” deyin وَلَمَّا يَدْخُلِ الْْٖيمٰنُ :: Henüz iman girmedi فٖي قُلوُبِكُمْ ه :: Kalplerinize وَإِنْ تُطٖيعُوا الّٰلَّٰ وَرَسُولَه :: Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz لََ يَلتِْكُمْ :: Boşa çıkarmaz مِنْ أَعْمٰلكُِمْ شَيْا ه :: Yaptığınız hiçbir şeyi Ek-12 إِنَّ الّٰلَّٰ غَفُورٌ رَحٖ يم :: Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. 49/15 إِنَّمَا الْمُؤْمِنُون :: Müminler ancak اَلَّذٖينَ أٰمَنُوا بِالّٰلّٰ وَرَسُولِهٖ :: Allah’a ve resulüne iman eden ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا :: Sonra şüpheye düşmeyen وَجٰهَدُوا :: Cihad eden kimselerdir ب أمَْوٰلِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ :: Malları ve canlarıyla فٖي سَبٖيلِ ا هّٰ للِّٰ : : Allah yolunda أُو۬لَٰٓئِكَ هُمُ الصّٰدِقُون : : İşte onlar doğru kimse-lerin ta kendileridir. 49/16 قُلْ :: De ki أَتُعَل مُِونَ الّٰلّٰ :: Allah’a öğretmeye mi kalkışı-yorsunuz! بِدٖينِك مْ :: Dininizi وَالّٰلُّٰ يَعْلمَ :: Allah bildiği halde... مَا فِى السَّمٰوٰتِ :: Göklerde olanları... وَمَا فِي الَْرَْضِ ه :: Ve yerde olanları وَالّٰلُّٰ بِكُ لِ شَيْءٍ عَلٖيم :: Allah her şeyi bilmek-tedir. 49/17 يَمُنُّونَ عَليَْكَ :: Sana bir iyilik yapmış gibi gösteriyorlar أَنْ أَسْلمَُوا ه :: Boyun eğmelerini/Müslüman olmalarını قُلْ لََ تَمُنُّوا عَليََّ :: Onlara şöyle de: ...Bana ya-pılmış bir iyilik saymayın إِسْلٰمَكُمَْۚ :: Boyun eğmenizi/Müslüman ol-manızı بَلِ الّٰلّٰ يَمُنُّ عَليَْكُمْ :: Asıl Allah size lütufta bu-lunmaktadır أَنْ هَدٰيكُمْ لِلْْٖيمٰنِ :: Sizi imana yöneltmekle إِنْ كُنْتُمْ صٰدِقٖينَ :: Eğer samimi iseniz (bil-melisiniz ki) 49/18 إِنَّ الّٰلَّٰ يَعْلمَ :: Allah bilir غَيْبَ السَّمٰوٰتِ وَالْْرَْضِ ه :: Göklerin ve yerin gizlisini (gaybını) و الّٰلُّٰ بَصٖيرٌ بِمَا تَعْمَلوُن :: Allah bütün yaptıkları-nızı görmektedir. Kaynak: (Kur’ân Yolu Meali, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali, Diyanet Vakfı Meali) Ek-12 EK-3 T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığı & YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI 2025 YILI ÜNİVERSİTELER ARASI HAFIZLIK YARIŞMASI JÜRİ DEĞERLENDİRME FORMU ADI SOYADI: ÜNİVERSİTESİ : BÖLGESİ: FAKÜLTESİ : H I F Z TECVİD (30 Puan) EDA-SEDA (5 Puan) ANLAM (5 Puan) YARIŞMA SIRASI 1. SORU (20 Puan) 2. SORU (20 Puan) 3. SORU (20 Puan) 1. TENBİH 2. TENBİH FETİH TOPLAM KESİLEN PUAN 20 - ( ) 20 - ( ) 20 - ( ) KALAN PUAN MÜLAHAZAT TOPLAM VERİLEN PUAN HIFZ : TECVİD : EDA-SEDA : ANLAM : GENEL TOPLAM : J Ü R İ BAŞKAN ☐☐ ÜYE ☐☐ TARİH …./…./2025 İMZA: DEĞERLENDİRME 1. Aday takılırsa geriden almasına iki defa imkân verilecektir. Birinci uyarıda okuyabilirse bir (1) puan, ikinci uyarıda okuyabilirse bir (1) puan daha düşülecektir. Aday takılır ve kurul tarafından hatırlatma yapılınca devam edebilirse üç (3) puan daha düşülecektir. 2. Adaya 3 hatırlatma yapılırsa soru iptal edilir. O sorudan puan alamaz. 3. Aday hezreme şeklinde (aşırı süratli) veya her bir soru için tanınan beşer dakikalık süreyi aşarak çok ağır okursa toplamda beş (5) puan düşülecektir. 4. Her tecvit ve meharic-i hurûf, sıfatı hurûf, vakıf ve ibtida hatasından yarım (0,5) puan düşülecektir. 5. Aday yanlış okuduğunu fark edip(uyarı yapılmadan) kendisi hemen düzeltme yaparsa çeyrek(0,25) puan düşülecektir. 6. Anlam bilgisi hatalarında her kelime için bir (1) puan düşülecektir. 7. Puanlamada eda-seda yönünden değerlendirme, Seçici Kurul Üyelerinin takdirine bırakılmıştır. Ek-12 EK-4 T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığı & YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI 2025 YILI ÜNİVERSİTELER ARASI KUR'ÂN-I KERÎM'İ GÜZEL OKUMA YARIŞMASI JÜRİ DEĞERLENDİRME FORMU ADI SOYADI: ÜNİVERSİTESİ : BÖLGESİ: FAKÜLTESİ : YARIŞMA SIRASI T E C V İ D (60 Puan) EDA-SEDA-MAKAM (30 Puan) MEAL (5 Puan) KELİME ANLAM (5 Puan) TECVİD MEHARİC-İ HURUF SIFAT-I HURUF VAKIF İBTİDA GALAT OKUMA USULÜ TOPLAM KESİLEN PUAN KALAN PUAN MÜLAHAZAT TOPLAM VERİLEN PUAN TECVİD : EDA-SEDA-MAKAM : MEAL : KELİME ANLAM : GENEL TOPLAM : J Ü R İ BAŞKAN ☐☐ ÜYE ☐☐ TARİH …./…./2025 İMZA: DEĞERLENDİRME 1. Her tecvit kuralı ihlalinden bir (1) puan düşülecektir. 2. Her meharic-i hurûf ve sıfatı hurûf ihlalinden bir (1) puan düşülecektir. 3. Her vakıf, vasıl ve ibtida hatasından bir (1) puan düşülecektir. 4. Manayı bozacak şekilde kelimeyi veya harekeyi yanlış okuma ile oluşan galattan iki (2) puan düşülecektir. 5. Her eksik/zayıf tecvit, mahreç ve sıfat uygulamasından dolayı yarım (0,5) puan düşülecektir. 6. Aday hadr veya tedvir usulünde okursa beş (5) puan düşülecektir. 7. Kelime anlam bilgisi hatalarında her kelime için bir (1) puan düşülecektir. 8. Eda-seda-makam ve terennüm yönünden değerlendirme Seçici Kurul üyesinin takdirine bırakılmıştır. Ek-12

OLUŞTURULMA TARİHİ: 21-01-2025 05:37 | BAŞLANGIÇ TARİHİ: 21-01-2025 05:36 | BİTİŞ TARİHİ: 21-02-2025 05:36 | Yer: